Kayseri’de Soğuk Bir Sabah ve Bir Atkının Hikâyesi
Naturespride olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Erkek atkısı genişliği kaç cm” konusunda sizin yanınızdayız.
Kayseri’nin sabahları her zaman serttir. Rüzgâr, şehrin sokaklarına sanki geceden kalma bir öfkeyle yayılır ve insanın yüzüne çarpar. Ben 25 yaşındayım ve burada, bu sertliğin içinde büyüdüm. Ama her şeye rağmen hâlâ bazı şeylere fazla anlam yüklüyorum. Mesela bir atkıya.
O sabah erkenden dışarı çıktığımda hava beklediğimden daha soğuktu. Montum vardı ama yetmiyordu. Boynuma doladığım eski atkı da artık görevini yapmıyordu. Marketin köşesindeki cam vitrine yansıyan görüntüme bakarken içimden bir ses, “Yeni bir atkı almalısın,” dedi. Ama o kadar basit değildi.
Çünkü bazı şeyler sadece bir eşya değildir. Bir atkı bile insanın geçmişine dokunabilir.
Bir Atkının Peşinde: Basit Bir Soru, Karmaşık Bir Hâl
Mağazaya girdiğimde sıcak hava yüzüme çarptı. Raflarda sıralanmış atkılar vardı; kırmızılar, gri tonlar, lacivertler… Ama gözüm hiçbirini tam olarak seçemiyordu. Satıcı genç bir adamdı, bana yaklaşırken gülümsedi.
“Nasıl bir şey düşünüyorsun?”
Cevap vermeden önce bir an durdum. Aslında ne istediğimi bilmiyordum. Sadece üşüyordum. Ama bu üşüme sadece fiziksel değildi.
“Erkek atkısı genişliği kaç cm?” diye sordum sonunda.
Soru biraz garip geldi ona. Bunu fark ettim. Ama benim için o an çok ciddiydi. Çünkü aslında sorduğum şey sadece santimetre değildi. Bir şeyin bana uygun olup olmayacağını anlamaya çalışıyordum. Hayata mı, geçmişime mi, yoksa içimde kalan boşluğa mı… bilmiyordum.
Satıcı birkaç saniye düşündü. “Genelde 20 ila 30 cm arası değişir,” dedi. “Ama modeline göre farklılık olur.”
Başımı salladım ama aklım onun söylediğinde değildi. Aklım başka bir yerdeydi.
Geçmişin Boynuma Dolandığı An
Atkıyı elime aldığımda bir an durdum. Yumuşaktı. Ama o yumuşaklık bana bir şeyi hatırlattı.
Üç yıl önceydi. Kayseri’de yine böyle bir kış günüydü. O zamanlar hayatım daha kalabalıktı. İçimde daha çok umut vardı. Bir insan vardı. Adı önemli değil ama sesi hâlâ kulağımda.
O gün bana kendi ördüğü bir atkıyı vermişti. “Üşüme,” demişti sadece. Çok kısa bir cümleydi ama içimde uzun süre yankılanmıştı. O atkının genişliği kaç cm bilmiyordum. Belki de hiç önemli değildi. Çünkü o atkı sadece boynumu değil, kalbimi de sarıyordu.
Sonra o gitti.
Ve ben o gidişten sonra hiçbir atkının tam olarak ısındıramadığını fark ettim.
Kayseri’nin Soğuğu ve İçimdeki Boşluk
Mağazadan çıktığımda hava daha da soğumuştu. Ellerimi cebime soktum ama içimdeki boşluğu doldurmuyordu bu hareket. Sokakta yürürken insanların hızlı adımlarına karıştım. Herkes bir yere yetişiyordu. Ben ise sadece yürüyordum.
İçimde garip bir düşünce dönüp duruyordu: Erkek atkısı genişliği kaç cm? Bu soru neden bu kadar önemli hale gelmişti?
Belki de mesele atkı değildi. Belki de bir şeyi doğru ölçmek istememdi. Hayatta hiçbir şeyi ölçemediğim için böyle basit bir şeye takılıyordum. İnsanları, duyguları, gidişleri… hiçbirini ölçememiştim.
Ve bu beni yoruyordu.
Otobüs Durağında Beklerken
Durağa oturduğumda rüzgâr biraz kesilmişti ama içimdeki fırtına devam ediyordu. Yanımda yaşlı bir adam vardı. Elinde eski bir çanta, boynunda kalın bir atkı.
Onun atkısına baktım. Genişti. Belki 25 cm. Belki daha fazla. Ama adam bununla ilgilenmiyordu. O sadece bekliyordu.
Ben ise hâlâ düşünüyordum. Erkek atkısı genişliği kaç cm olmalıydı ki insanı gerçekten koruyabilsin?
Bir çocuk yanımızdan geçti. Annesi elini sıkıca tutmuştu. O an içimde garip bir sızı hissettim. Çünkü bazı şeyler sadece fiziksel koruma değildir. Bir el, bir ses, bir bakış… hepsi birer atkı olabilir.
Ama benim boynum hep açıktı.
Hatırladıkça Daralan Zaman
Eve dönerken yürüdüğüm yol uzadıkça uzadı. Kayseri’nin sokakları bana her zamankinden daha sessiz geldi. Belki de ben sessizdim.
Kafamın içinde sürekli aynı cümle dönüyordu: Erkek atkısı genişliği kaç cm?
Bu cümle basit bir sorudan çıkmıştı ama artık bir takıntı gibi zihnime yerleşmişti. Çünkü hayatımda eksik olan şeyleri ölçmeye çalışıyordum. Sevgi ne kadar geniş olmalıydı mesela? Bir insan ne kadar yer kaplamalıydı kalbinde bir başkasının?
Bunların cevabı yoktu.
Ve bu cevapsızlık beni içten içe tüketiyordu.
Bir Günlük Sayfasına Sığmayan Hisler
Eve vardığımda montumu çıkarıp yatağa oturdum. Defterimi açtım. Günlük tutmak benim için bir alışkanlıktan çok bir zorunluluk gibiydi. Yazmazsam sanki içimdeki ses daha çok bağırıyordu.
Ama o gün yazarken bile zorlandım.
Çünkü kelimeler yetmiyordu.
Bir atkının genişliği bile bu kadar düşünülüyorsa, insanın kalbi kaç santimetreyle ölçülürdü?
O soruyu yazdım defterin üstüne:
“Erkek atkısı genişliği kaç cm?”
Sonra uzun süre baktım.
Cevap beklemedim aslında. Sadece içimdeki dağınıklığı bir yere koymaya çalışıyordum.
Kaybolan Bir İnsan, Kalan Bir Soru
Gece olduğunda şehir tamamen sessizleşti. Pencereden dışarı baktım. Kayseri’nin ışıkları uzakta titriyordu.
İçimde hâlâ o eski an vardı. O atkı, o ses, o gidiş.
Bazen düşünüyorum, insanlar gerçekten gider mi yoksa sadece görünmez mi olur?
Benim için o insan gitmedi. Sadece görünmez oldu.
Ve belki de bu yüzden her atkıya fazla anlam yüklüyorum. Çünkü her biri, bir şeyi geri getirecekmiş gibi geliyor. Sıcaklığı, yakınlığı, o kaybolmuş hissi…
Ama hiçbir atkı yeterince geniş değil.
Ne 20 cm, ne 25 cm, ne de 30 cm.
Sonunda Anladığım Şey
Daha Fazlası İçin: İspanya'da kaç eyalet var ?
O gece uyumadan önce son kez defterime baktım. Soru hâlâ oradaydı.
Erkek atkısı genişliği kaç cm?
Ama artık bu sorunun cevabını aramıyordum.
Çünkü bazı şeylerin ölçüsü yoktu. Ve belki de asıl mesele bu eksiklikle yaşamayı öğrenmekti.
Kayseri’nin soğuğu hâlâ sertti. Ama içimde, çok küçük de olsa, bir şey değişmişti.
Belki de ilk kez bir atkının genişliğini değil, neyi örtmeye çalıştığını düşünüyordum.
Naturespride okurlarıyla “Erkek atkısı genişliği kaç cm” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!